Perestiş

Bazı anlar vardır ki insanın zihninde dönüp dolaştıkça her bir detayı, tekrar tekrar yaşanır ve akıllardan çıkması hiç istenmez. Tümüyle onu hatırlamak ister, aklını yitireceğinden korkmasına rağmen bunu delicesine arzular. Dışarıdan bakıldığı vakit bu düşünce yapısı insanlara belki bir tutku belki de meczupluk gibi görünebilir ancak bunu yaşayan insana sorduğunuz vakit hiç de beklenen bir cevap vermeyeceğine sizi temin edebilirim.


Genel olarak konuyu ele aldığımızda (detaylı da ele alırız bi' ara) sürekli zihnimizde yaşamasını istediğimiz o an bizi tebessümlerden sırıtışlara ve ardından iç çekişlere kadar sürükleyebilir. Burada bahsi geçen spesifik bir konu vardır, bunu dışarıya yansıtmanın gerekliliği tartışılır belki ama yaşanan an, yaşadığımız anın bir parçası olmuştur artık ve biz bunu aklımızın en ücra köşesinde tutmaya çalışmak çabasında olsak bile başkaları tarafından keşfedilip büyüsünün bozulacağından korkarak, onu her daim yanımızda götürürüz. Bizim zihnimizde ebedi bir misafir olmuştur o artık. Gördüğümüz her şeyi o da görür, tattığımız her lezzetin tadına o da varır, hissettiklerimize eşlik eder, duyduklarımızı kendisi de işitmekten sakınca duymaz.


Bu durumu bir de isteyerek yaptığımızı düşününce olayın bütünü çok daha farklı bir hale bürünür. Zihnimizin içinde yer edinmişliklerin bizlere eşlik etmesi hoşumuza gitmenin de ötesinde bizim bir parçamız olmuştur artık ve onsuz hiçbir şey yapmak istemeyiz. Çayımızdan bir yudum alırken dudaklarımızı yakmamaya, bir çakmağın etrafını elimizle siper ederken yanan sıcak ateşe değdirmemeye, serince esen rüzgarlara karşı montsuz göğüs germemeye ve geceleri uyurken üstümüzü sıkı sıkıya örtmeye dikkat ederiz ki, onun da canı yanmasın, kendini kötü hissedecek bir durumda bulunmasın.


Biraz da böyledir diyebiliriz aslında perestiş için (ne bu modern edebiyat yazısı girişi mi?); olmasa da olmuş, yoksa dahi varmış gibi davranıp sakınmaktır...


Hoşça kalın.

25 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Berceste

Sermesti